WordPress sürümünü 4.9.2 ye güncellerken aşağıdaki gibi bir hataya birden düştü. Admin panel artık erişilemez olmuştu. Bundan sonrasını server phpmyadmin veya FTP üzerinden direkt halletmem gerektiğinin farkındaydım.
Fatal error: Allowed memory size of 67108864 bytes exhausted (tried to allocate 122880 bytes)
Sebebini anlamaya çalışırken ilk etapta varsayılan olarak memory limitlerini değiştirmeyi denemek istedim. Bunu wp-config içerisindeki aşağıdaki değişiklikle sağladım :
define (‘WP_MEMORY_LIMIT’, ‘128M’);
Bir değişiklik olmadığından public_html klasöründeki .htaccess dosyası üzerinden de aşağıdaki işlemi sağladım.
php_value memory_limit 128M
Fakat yine de admin panele ulaşamıyordum. Burada memory artırılırsa dahi pansuman çözüm olduğunu asıl sorunu bulmanın daha önemli olduğunu düşünerek sorunun kaynağını aramaya devam ettim. Bunun için tüm eklentileri pasif yaptım ve tekrar admin panele girmeye çalıştığımda artık girebiliyordum. Sorun eklenti ve güncelleme çakışmasından olduğu kesindi. Fakat hangi eklentiden kaynaklandığını anlamaya giriştiğimde sorunun MarketPress eklentisinden kaynaklandığını farkettim.
Eklentilerin tamamını pasif edebilmek için oldukça basit bir yolu seçerek
/httpdocs/wp-content/plugins
yerine
/httpdocs/wp-content/_plugins
Değiştirme sağladım. Bunu diğer eklentileri pasif ederken de uyguladım.
Insanlar gercekten uzgun, somurtuk, halinden bezmis. Sanki toplumsal bir depresyon var ve bunu ilk bakista havalanindan daha cikmadan hissetmemeniz imkansiz. Aslinda konustugum Yunanlilar da acikca bunu dile getiriyor ve dogruluyor.
Turkiye ile cok benzer kulturel davranis kodlari var : seyyar saticilar ve bagirislari, abi sexy sevgilin var vereyim mi diye cicek satanlar ki bir bayana adres sordugum anda yakaladi beni, sokak duzenlerinin bozuklugu o bicim ki bu baskent Atina, diger yerleri hic bilemiyorum.
Guzel yanlari tarihi hava gercekten kendini hissettiriyor. Otantizmi dorukta yasayabileceginiz yerlerden biri gibi geliyor bana.
Hic yabanci olmadigim sehrin gurultusu, kesmekesligini Istanbula benzetsem de burasi cok daha minik kaliyor tabi.
Havalani indigimde ipisizdi ki gun ortasi saat yaklasik ogleden sonra 2 gibiydi ve soyle dusundum: Atina’da belki 2 havalimani vardir ve su an bulundugum kuytuda kalan havalimanidir da bu kadar sakindir fakat sonradan baktigimda oyle olmadigini gordum. En yogun saatlerde ancak her yarim saatte bir metro seferi olan bir havalanindan ne beklenir onu da bilmiyorum.
Dilkatimi ceken diger bir husus da polis arabalari, zirhli araclar, belediye otobusleri gibi gordugum kamu araclarinin asiri derecede eski ve dokuntu halde olusu. Fakat ozel araclarin durumunda boyle bir genelleme yapamam. Acikcasi insanlarin gazini almak icin bilerek bir uygulama da olabilecegini sonradan dusundum, tam bilemiyorum tabi ulke gunderminin detaylarina hakim olmadigimdan.
Cogu vaktim konferansta sabah erkenden baslayarak konusmalara, bolumlere, sunumlara katilmakla gectiginden aksam 7den sonra da epey yorgun dusuyordum. Bu yuzden malesef cok fazla yer gezip izlenim edinemedim. O yuzden keskin ifadeler kullanmamaya calisiyorum. Kaldigim toplam sure de 4 gece oldugunu dusunurseniz izlenimlerimi ona gore tartabilirsiniz.
Aralik 2016, Atina
